Geçen gün merdiven çıkarken dizimden gelen o "çıt" sesleriyle birlikte istemsizce çocukluğuma gittim. Ufakken ne zaman düşsek, canımız yense, hastalansak ya da kafayı bir şeylere taksak büyükler hemen ne derdi? "Geçer, büyüyünce geçer."
O zamanlar inanırdık tabii. Sandık ki büyüyünce dertler tahtadan kılıçlar gibi kırılıp gidecek, bir daha hiç üzülmeyeceğiz, hayat reçel ekmek gibi tatlı olacak.
E buyurun, geldik o büyüdüğümüz yaşlara. Ne geçti peki?
Dizimizdeki yara izi geçti ama yerine "Ay sonunu nasıl getireceğiz?", "Kredi kartı ekstresi ne kadar geldi?", "Bu hayatın sonu nereye varacak?" gibi öyle bir dertler silsilesi oturdu ki... Çocukluktaki o "büyüyünce geçer" vaadi, insanlık tarihinin en büyük tezgahı, en tatlı yalanıymış meğer
O zamanlar inanırdık tabii. Sandık ki büyüyünce dertler tahtadan kılıçlar gibi kırılıp gidecek, bir daha hiç üzülmeyeceğiz, hayat reçel ekmek gibi tatlı olacak.
E buyurun, geldik o büyüdüğümüz yaşlara. Ne geçti peki?
Dizimizdeki yara izi geçti ama yerine "Ay sonunu nasıl getireceğiz?", "Kredi kartı ekstresi ne kadar geldi?", "Bu hayatın sonu nereye varacak?" gibi öyle bir dertler silsilesi oturdu ki... Çocukluktaki o "büyüyünce geçer" vaadi, insanlık tarihinin en büyük tezgahı, en tatlı yalanıymış meğer