Hipertansiyon, halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinen ve kanın damar duvarlarına uyguladığı basıncın sürekli olarak normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Kalp, kanı vücuda ulaştırmak için düzenli olarak pompalar. Kanın damarlar içerisinde ilerlemesi sırasında oluşan basınca tansiyon adı verilir. Bu basınç uzun süre yüksek seyrettiğinde kalp ve damar sistemi başta olmak üzere farklı organlar etkilenebilir.Hipertansiyon, dünyada yaygın görülen kronik sağlık sorunlarından biridir. Çoğu kişide uzun süre belirgin bir şikâyete neden olmayabilir. Bu nedenle kişi kendisini iyi hissetse bile yüksek tansiyona sahip olabilir. Düzenli tansiyon ölçümü ve sağlık kontrolleri, hastalığın erken fark edilmesi açısından önemlidir.
Hipertansiyon Nasıl Oluşur?
Tansiyon ölçümünde iki farklı değer bulunur. Büyük tansiyon olarak bilinen sistolik basınç, kalbin kasılarak kanı damarlara pompaladığı sıradaki basıncı gösterir. Küçük tansiyon olarak bilinen diyastolik basınç ise kalbin gevşediği sırada damarlar içinde bulunan basıncı ifade eder.
Bu iki değerin sürekli yüksek olması hipertansiyon açısından değerlendirilir. Yetişkinlerde genel olarak 140/90 mmHg ve üzerindeki ölçümler, sağlık uzmanları tarafından hipertansiyon yönünden değerlendirilmesi gereken değerler arasındadır. Ancak tanı koyarken tek bir ölçüm yeterli değildir. Ölçümlerin tekrarlanması, kişinin sağlık durumu ve gerektiğinde evde veya 24 saatlik tansiyon takibi dikkate alınır.
Hipertansiyon iki temel grupta incelenir:
- Birincil hipertansiyon: Belirli tek bir neden gösterilemeyen, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğu türdür. Genellikle zaman içerisinde gelişir.
- İkincil hipertansiyon: Böbrek hastalıkları, bazı hormonal sorunlar veya kullanılan belirli ilaçlar gibi başka bir sağlık durumuna bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Hipertansiyonun Belirtileri Nelerdir?
Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca kişinin kendisini nasıl hissettiğine bakarak tansiyonunun normal olup olmadığını anlamak mümkün değildir.
Bazı kişilerde baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı veya görmede bulanıklık gibi şikâyetler görülebilir. Ancak bu belirtiler doğrudan hipertansiyona özgü değildir ve farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir.
Tansiyonun uzun süre yüksek kalması damarların yapısını olumsuz etkileyebilir. Kalp daha fazla çalışmak zorunda kalabilir ve zamanla kalp hastalıkları açısından risk artabilir. Ayrıca böbrekler, gözler ve beyin gibi organlarda da hasar gelişebilir.
Çok yüksek tansiyona göğüs ağrısı, nefes darlığı, şiddetli baş ağrısı, görme veya konuşma bozukluğu gibi belirtiler eşlik ederse acil tıbbi yardım alınmalıdır. Bu tür belirtiler ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir.
Hipertansiyonun Nedenleri ve Risk Faktörleri Nelerdir?
Hipertansiyonun gelişmesinde birçok faktör etkili olabilir. Ailede yüksek tansiyon öyküsü bulunması genetik yatkınlığı artırabilir. Yaş ilerledikçe damarların yapısında meydana gelen değişiklikler de tansiyonun yükselmesine katkıda bulunabilir.
Aşırı tuz tüketimi, fiziksel hareketsizlik, fazla alkol tüketimi, sigara kullanımı ve uzun süreli sağlıksız beslenme alışkanlıkları hipertansiyon riskini etkileyebilir. Fazla kilo ve uyku apnesi de önemli risk faktörleri arasındadır.
Bunun yanında böbrek hastalıkları, tiroit ve böbrek üstü bezleriyle ilgili bazı hormonal sorunlar tansiyon yüksekliğine neden olabilir. Bazı ilaçlar da kan basıncını etkileyebilir. Bu nedenle tansiyon yüksekliği görüldüğünde altta yatan nedenin araştırılması önem taşır.
Hipertansiyon Nasıl Kontrol Altında Tutulur?
Hipertansiyonun kontrolünde öncelikle doğru ölçüm ve düzenli takip gerekir. Ölçüm öncesinde birkaç dakika dinlenmek, sırtı destekleyerek oturmak ve kolu kalp hizasında tutmak daha güvenilir sonuç alınmasına yardımcı olur. Tansiyonun farklı zamanlarda ölçülmesi, doktorun genel durumu değerlendirmesini kolaylaştırır.
Tuz tüketiminin azaltılması, sebze ve meyve ağırlıklı dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku tansiyon kontrolünü destekleyebilir. Sigara kullanmamak ve alkol tüketiminden kaçınmak da kalp ve damar sağlığı açısından önemlidir.
Bazı kişilerde yaşam tarzı değişiklikleri tek başına yeterli olmayabilir. Bu durumda doktor tarafından tansiyon düşürücü ilaçlar önerilebilir. İlaçların düzenli kullanılması ve doktor önerisi olmadan dozlarının değiştirilmemesi gerekir.
Hipertansiyon tamamen belirtisiz ilerleyebilse de erken teşhis ve düzenli takip sayesinde kontrol altında tutulabilir. Tansiyon değerlerinin izlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve kişiye uygun tedavinin uygulanması, uzun vadede oluşabilecek sağlık sorunlarının önlenmesine yardımcı olur.